Biz küçükken kar temiz, beyaz ve gece gibi sessiz yağardı...

2015-02-20 11:38:00
Biz küçükken kar temiz, beyaz ve gece gibi sessiz yağardı... |  görsel 1

Biz küçükken kar yağdığında okullar kapatılmazdı. genelde yakın olurdu okullarımız, ben yürüyerek giderdim, 20 dakika sürerdi evden okul. Kar yağdığı zaman bata çıka giderdik, tenefüslerde bahçeye kaçıp, sırılsıklam olana kadar oynardık. Eve gidince yine sokağa çıkardık, hava kararana kadar oynardık... İlk gece mutlaka kardan adam yapardık bahçeye, kimse çıkıp da bize yapmayın caiz değildir demezdi, biz küçükken bu kadar şuursuzlar yoktu.

Bazen kartopu cama gelirdi ve camların kırıldığı da olurdu ama kimse kimseyi kartopu cama geldi diye öldürmezdi. Biz küçükken cam kırardık ve ölmezdik.

Biz küçükken sokakta oynardık, sokağa çıktığımızda ölürüz diye düşünmezdi. O zamanlarda hiçbir araba çarpmazdı bize sokakta, biz oynardık. Bir araba çarpıp kaçmazdı ve bırakmazdı yolun ortasında bizi, biz güvenle oynardık sokakta, şimdi yürüyemiyoruz bile...

Biz küçükken eşittik, sınıfta hiçbir farkımız olmazdı. Yaramazımız, tembelimiz, çalışkanımız vardı ama biz severdik birbirimizi. Zengin de vardı, fakir de ama fark etmezdik. Biz küçükken zenginler eğitimliydi, sonradan görme zenginler yoktu.  Öğretmenimizi de severdik, bayramlarda gidip elini öpredik ama öğretmenimiz bize mini etek giyenleri taciz edin demezdi...

Mahallemiz, sokağımız vardı bizim. Annem, babam gibi bana karışan, ne yaptığımı soran, yemek veren bir sürü insan vardı. Biz küçükken kalabalıktık, birbirimizi tanırdık, severdik, ev terliklerimiz vardı, bir de misafir terliğimiz. Birinin yardıma ihtiyacı olduğunda koşup giderdik, şimdiki gibi kafamızı çevirip geçmezdik.

Biz biraz büyüyünce minübüsle bir yerlere giderdik ama minübüsten inerdik gideceğimiz yerde, bizi kimse öldürüp yakmazdı...

Biz küçükken mahallemizde polis vardı, çocukları arkadaşımdı ama o zaman polisler kimseye gaz sıkmazlardı ve kimseyi öldürmezlerdi...

Biz küçükken ufacık birşeyle mutlu olurduk, bayramlarda alınan ayakkabılarımız, bayram sabahına kadar elimizde olurdu. Bayramlıklarımız vardı, topladığımız paralarımız ve şekerlerimiz. Bu kadar ucuz değildi hiçbirşey biz küçükken, her şeyin değeri vardı ve biz o değeri bilirdik...

Biz küçükken haberlerimiz değerliydi, yönetenlere, gazetecilere, tanınmış insanlara saygı duyardık, konuşmalarını dinlerdik ama kimse şuursuzluk yapmazdı, ben istediğimi yapacağım demezdi, her gün birkaç cinnet haberi olmazdı. İnsanlar kendisini satmazdı bu kadar ucuza biz küçükken...

Biz küçükken insanlığımız vardı, vicdanımız vardı, değerlerimiz vardı, saygımız vardı birbirimize ve umutlarımız vardı.

Biz küçükken mutluyduk, gülerdik, eğlenirdik, ağlardık, güvendeydik ve huzurluyduk.

Biz büyüdük, büyürken teker teker gitti elimizdekiler. Bu gün Nuh Köklü'nün annesinin elinde kartopu ile en kıymetlisinin arkasından gidişini gördüm. Bir tabut arkasından gitmenin nasıl bir duygu olduğunu iyi bilenlerdenim, taş gibi ağır olursunuz ama hiçbirşey hissetmezsiniz. Sesiniz bile çıkamaz, yutkunamazsınız, nefes bile almazsınız öylece çaresiz çaresiz bakarsınız. Nuh Köklü'nün annesi de çaresizce elinde kartopu ile baka kalmıştı en kıymetlisine... Ne kadar soğuktur toprak, buz gibi hele bir de kar yağıyorsa...

Biz büyüdük ama insanlığımızı kaybettik, vicdanımızı geride bıraktık, değerlerimizi eksilttik ve biz büyüdük ama kendimizi kaybettik!

 

87
0
0
Yorum Yaz