Hıdrellez, ne zaman başladığı bilinmeyen, neden ya da niçin diye

2015-05-05 23:32:00

Gelenekler, ne zaman başladığı bilinmeyen, neden ya da niçin diye sormadığımız, alışkanlıklarımızdır. Bizleri birbirine bağlayan ve ritüel şeklinde yapmaya devam ettiğimiz, çocuklarımıza öğrettiğimiz alışkanlıklarımızdır. Hıdrellez de bunlardan biri,  hıdrellezden sonra yazın geleceğini biliriz çünkü bahar bayramıdır Hıdrellez.

Tüm bilgilerde şu yazar, Hızır inancı Türkler’de doğrudan doğruya baharın gelmesi töreni ile ilgili bir inançtır. Toprağın ısınması Türkler için her zaman önemli olmuştur. Toprağın bereketi hava ve suya bağlıdır. Bu nedenle yazı karşılamak için çeşitli törenler yapılır. böylece ağaçların, bitkilerin, çiçeklerin yeşermesi, hayvanların kuzulaması, doğanın canlanması ile yeni bir hayat başlayacaktır.

Hızır – nebi inancının dışında Hıdrellez geleneği ile ilgili, Hızır ile İlyas’ın bir araya geldiği günün hatırasına tören yapılmasıdır Hıdrellez günü genellikle 6 Mayıs’ta kutlanmaktadır. Bazı yörelerde 5 Mayıs bayram günü, 6 Mayıs Hıdırellez günü olarak kabul edilmekte ve ona göre törenler düzenlenmektedir. Yazın başlangıç günü kabul edilir. Hıdırellez gününden (6 Mayıs) 8 Kasım’a kadar süren devre 186 gün olup Hızır günleri adıyla anılmaktadır. Bu dönem genellikle yaz mevsimine denk gelir;  8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar süren ikinci devre kış devresi olup Kasım günleri olarak adlandırılmakta ve 179 gün sürmektedir

Hızır, bazı İslam bilginlerine göre peygamber olup, asıl adı “Elyasa”dır. Bazı bilginler ise Hz. Hızır’ın veli veya melek olduğunu iddia etmişlerdir. Rivayete göre Hz. Hızır ile Hz. İlyas, “ab-ı hayat” içmişler ve ölümsüzlüğe kavuşmuşlardır. Bu iki arkadaş ab-ı hayatı içtikten sonra; Hızır karadakilerin, İlyas ise denizdekilerin yardımcısı olmuştur. Hızır ile İlyas 6 Mayıs tarihinde buluşurlarmış. Bu buluşma ile birlikte dünya da yeşilliklere bürünürmüş. Hıdırellez inancı Türkler’deki bahar bayramı geleneği ile doğrudan ilgilidir. Halk arasında Hızır’dan beklenen şeyler ise darda kalanlara, sıkıntıda olanlara yardım etmesi, insanlara bolluk-bereket vermesidir.

Hıdrellez’de görülen en yaygın adetlerden birisi ateş üzerinden atlamaktır. Dünyanın yaratılışı, bahar ve ateş arasında bir bağ kurulur. Ateşin yeryüzünde güneşin temsilcisi olduğu düşüncesi yaygındır. Tanrının bir armağanı olarak kabul edilen ateşe atfedilen bu kudsiyetinden dolayı gerek eski Türk topluluklarında, gerekse günümüz Türk topluluklarında ateşe tükürmek, ateşe küfretmek, ateşi su ile söndürmek, ateşle oynamak kesinlikle yasaktır. Ateşin devamlı yanması ve ocağın tütmesi için “kor” lar kül içinde saklanır. Eski dönemlerde, ateşin, kötülükleri, hastalıkları kovduğuna ve yok ettiğine de inanılırdı.

Ateş gibi bir de su kültürümüz vardır. Eski inançlara göre her dağın, her pınarın göl ve ırmakların, ağaç ve kaynakların “izi” ( sahipleri ) varmış.  Hıdrellez, Hıdır-nebi ve Nevruz’da su üzerinden atlama, birbirlerinin üzerine su serpme, Nevruz’da soğuk su ile yıkanma, yeni-gün suyu ile el yüz yıkama, hayvanları sulama, su dolu – ana motifi bu eski inancın devamlılığını gösteriyor. Hıdrellez’de genellikle yakın bir pınardan getirilen suyu içme, bununla el yüz yıkama, suya bakma, bu su ile kap-kacak ve diğer eşyaların yıkanması gelenekleri yerine getirilmektedir.

Gerek Anadolu’da ve gerekse Anadolu dışındaki Türk topluluklarında Hıdrellez’in yaklaşması ile çeşitli hazırlıklar yapılmaktadır. Evler baştan başa silinmekte, ev eşyaları, mutfak eşyaları, üst-baş baştan başa temizlenmektedir. Bu aslında hepimizin yaptığı bir çeşit bahar temizliği gibi...  Tüm bunlar,  Hızır Aleyhisselam’ın eve uğramasını sağlamak için yapılırmış eskiden.  Eski zamanlarda, eski bayramlar gibi yeni elbiseler alınıp giyilirmiş, Hıdrellez günü kuzu veya oğlak kesilmesi, çeşitli yemeklerin hazırlanması, bu arada birçok yiyeceğin hazırlanması şartmış. Bazıları ise Hıdrelleezi oruç tutarak karşılarmış. Bütün hazırlıklar bittikten sonra en yakın bol ağaçlı, pınarı olan, piknik  yerlerine giden halk, Hıdrellez günü çeşitli oyunlar, eğlenceler ile o günü mutlu bir şekilde geçirmeye çalışırlarmış.

Hıdrellez kutlamalarında bazı gelenekler mutlaka yerine getirmekteymiş.  Halk arasında bu geleneklerle ilgili olarak birtakım inançlar oluşmuştur. Bunlardan ilk sırayı sağlıkla ilgili dilekler alır. Genellikle Hıdrellez suyu ile evin, kap-kacak eşyanın, yıkanması sağlıkla ilgilidir. İnanca göre bunu yerine getiren kişi bütün yıl boyunca sivilce vb. gibi rahatsızlıklarla karşılaşmaz. Hıdrellez günü birtakım bahar çiçeklerinin toplanarak, kaynatılıp içilmesi; kırlardan toplanan yenilebilir otların çörek veya buna benzer yiyeceklerde kullanılması tamamen şifa inancı ile ilgilidir.

Hıdrellez’de hasırların yakılması, yakılan ateş üzerinden sağlık, sıhhat dilenerek üç defa atlanması da gene sağlıkla, şifa dileği ile ilgili bir gelenektir. Hıdrellez gecesi Hızır’ın yeryüzünde gezindiği ve dokunduğu yerlere bereket saçacağına dair olan halk inancı sonucu birtakım geleneklerin sergilenmesine aracılık etmekteymiş. Yiyecek ve içecek kaplarının ağzı açık bırakılıp, cüzdan veya para keselerinin ağızları kapatılmazmış.

Bir diğer adet de, Hıdrellez’de kuzu eti, yahut kuzu etiyle pişi yemek yemekmiş.  Çünkü Hıdrellez günü bütün canlıların, bitkilerin ağaçların yepyeni bir hayata kavuşacağı, dolayısıyla Hızır’ın gezdiği, ayağını bastığı yerlerde yayılan kuzuların etinin, insanlara şifa, sağlık ve canlılık vereceği düşünülürmüş ama o zaman kuzular ortalıkta gezip herkes yermiş, et böyle altın fiyatında değilmiş.

Hıdrellez’de uygulanan en önemli tören “niyet oyunuymuş. Genç kızların talihlerini açmak, kısmetlerini belirlemek için uygulanırmış.

Hıdrellez gece ibadetle geçirilir. Ertesi gün temiz giyimli olarak dolaşmak gerekir. Evde genel temizlik yapılır. Çeşitli yiyecekler hazırlanır. Hıdrellez günü için, yumurta kaynatılır. Ağzı açık bükme, katmer, börek, irmik helvası vb. gibi yemekler hazırlanır.

Hıdrellez sabahı erken kalkmak uğurlu kabul edilirmiş.

Sabahleyin dua edilmesi, dilek ve temennilerde bulunulması, toplu olarak ailece yemek yenilmesi, Kuran kıraatı, sabah namazından önce kabir ziyareti yapılması gereken adetler olarak görülürmüş.

Kadınlar el ve ayaklarına kınalar yakarmış.

Akarsuya, dilekler bir kağıda yazılarak bırakılır. Mesela İzmir ve çevresinde dilek kağıtları Hıdrellez sabahı denize bırakılır.

Nişanlı çiftler arasında karşılıklı hediyeler gönderilirmiş.

Hıdrellez günü evler ilaçlanmaz. Nasip süpürülür inancı ile bazı bölgeler de evler süpürülmezmiş.

Kuru baklagiller bir torba içinde bahçede ağaçlara asılırmış. Hıdır Baba’nın kamçısıyla bunlara dokunması ve bereket getirmesi dileği tutulurmuş. Buna benzer biçimde ev, araba, çocuk ziynet eşyası resimleri de yapılarak bahçeye muhtelif yerlere asılırmış. Aslında bunlar hala yapılıyor.

Evde kalma tehlikesiyle karşı karşıya genç kızların başları üzerinde Hıdrellez günü yeni kullanılmamış kilit açılırmış.

Hıdrellez günü, açların doyurulması, dargınların barıştırılması, üzüntülü olanların sevindirilmesine çalışılırmış.

Hıdrellez’de içki içilmez, kumar oynanmazmış.

Yoğurt çalınır. Ancak maya kullanılmazmış. Yoğurdun tutması halinde eve Hıdır’ın uğradığına inanılır.

Hıdrellez günü kırlara gidildiğinde Hıdrellez azığını çalma adeti yaygınmış.

Evin pencere ve kapıları kapatılmazmış.

15
0
0
Yorum Yaz