Aşk ne acayip bir şeydir…

2012-06-11 00:28:46
Aşk ne acayip bir şeydir… |  görsel 1

Aşk ne demektir? Çok acayip bir şey demektir. Aşk güneşli bir yaz gününde buz üzerinde kaymaktır. Ve aşk bulutların üzerinden bir anda yere düşmektir. Tabii bu aşk bir anda bitmiş ve terk edilmiş bir aşığın tanımlamasıdır. Sadece 3 saat için kilometrelerce yol gitmektir aşk. Yada bir kez görebilmek için savaş planı gibi hazırlık yapmaktır. Aşk anarşist olmaktır, düzene, kurala, genel ortama karşı çıkmaktır. Aşk cesaretinin doruk noktası demektir. Çıkan tüm engellerin mantıklı yada mantıksız aşıldığı en kolay çözümdür. Nefesinin sürekli kesilmesi ve nabzını sonsuz atmasıdır aşk. Aşk pek bilinmese de bir disiplin ve sorumluluk işidir. Zaten disiplin ve sorumluluk olsa terk edilmiş olur muydu hiç aşk. Aşk yaşarken ayaklarını havaya vurduran, Bittiği zaman ise bacaklarını hissettirmeyen bir duygudur. Aşk bir kadını güzel yapan en muhteşem estetik harikasıdır. Aşk biraz sakal, biraz da zurna karışımıdır. Birinin kokusunu burnunda hissedip, hep onu aramaktır aşk. Dokunduğun zaman ellerini yıkamaktan kaçmak, Yastığındaki kokusu geçmesin diye çarşafları değiştirmemektir aşk.  Aşk uzayıp giden bir mucizeler zinciridir Ama ne yazık ki sonsuz değildir… Ve aşk her zaman içini acıtan ama belli bir yaştan sonra da yataklara düşürüp ağıtlar yaktırmayan habis bir duygudur…     Devamı

Yazmadan da olmuyor...

2012-06-11 00:07:24
Yazmadan da olmuyor... |  görsel 1

Yazmadan da geçmiyor ki, Yazmam gerek, çok yazmam, sayfalarca, ciltlerce… Çok yazmam gerek benim. Yazıp yok etmem ve içimden atmam gerek. Belki de yazarak görmem gerek. Yazarak kurtulacağım bu işten, Yazarak unutacağım tüm bu olanları, Yazarak kendime geleceğim Ve yazarak kendimi bulacağım… Bir peri masalını yazarak yenide yaşayacağım Yazarak peri masalının içinde olacağım Ve yazarak peri masalının büyüsüne kapılacağım. Sonra yine yazacağım Peri masalının sonunu Yazarken göreceğim Ne olduğunu Nasıl olduğunu Veya nasıl olmadığını Nasıl olamadığını. Yazarak anlayacağım yanlışımı, Yazarak göreceğim doğrumu, Ve yazarak bileceğim ne yapacağımı Ama yapacak mıyım? Bilemem Belki bir sonraki yazıda da ne den bilemediğimi yazacağım Yazacağım ve yazacağım…     Devamı

Ben 4 kişiymişim...

2012-05-03 17:00:00
Ben 4 kişiymişim... |  görsel 1

Bu gün Paul Auster’ın bir sözünü okudum “Ben 4 kişiyim. 1 ben, 2 içimdeki, 3 aynadaki, 4 kalbimdeki.. Ben'i geç, içimdeki zaten deli, Kır aynadakini.. Ya kalbimdeki?” Sonra düşündüm acaba ben kaç kişiyim? Bir gün içinde kaç farklı kişi oluyorum… Biri evet ben, her zaman ötelediğimiz ve hiçbir zaman dikkate almadığımız “ben”. Ben ne isterim? Ne yaparım, ne düşünürüm???   Bazen ne kadar da yabancı olurum ben, bana… Her zaman beni bir arka sıraya atarım, yazık ederim her zaman ben, bana… Hele ki bir de yılları devirip  bakınca, kendi kendime derim ki yazık etmişim ben bana”… Boşuna harcamışım bunca zaman ben kendimi. İkincisi  içimdeki ben. Biri ile konuşurken “hadi yaa sus artık” cümlesini içimdeki ben söyler hep. Ama ben  dışarıdan nazik olarak tabii der dururum.  İçimdeki ben neler ister, neler… İster de ister kendi kendine o biraz, daha doğrusu ağır delidir. Hayallerimin uzantısıdır içimdeki deli… Yapmayı istediğim ama yapamadığım.  Haykırmak istediğim ve fısıldayamadığım… Bunların hepsi içimdeki deliden çıkar ama dışarı çıkması yılları alır. Çıktığı zaman da bir daha girmez yerine. İçimdeki, deli mi yoksa dışımdaki normal mi??? İçimdeki deli çılgındır, heyecanlıdır, hesap kitap yapmaz. 9 boğumu düşünmeden haykırır düşündüğünü. İstemediğine ister gibi görünmez… Dışımdaki normal ise formaldir, sıkıcı ve olması gerektiği gibi… Aynadaki ben ise yıllar geçince daha tanıdık gelir bana. Her bir çizginin bir hikayesi olduğunu gösterir. Ayna mükemmel yansıtır ama düşünmez. Ben ise aynaya bakarken, mükemme... Devamı

2012-03-27 15:02:00

 |  görsel 1

2009 dan bir yazı... Dün, 19 temmuz 2009 da Fatih Hulusi Noyan Sokakta “Ayda bir gün sokak bizim” dedik. Çok da iyi ettik, bizimle daha önce birlikte olanlar bilirler. İstanbul Büyükşehir Belediyesini n desteği ile UKAME kararı aldık ve izin ile ilgili uğraşmıyoruz. Yıl sonuna kadar iznimiz var. Daha önceki yıllardaki gibi Valilik ve Emniyet önünde kamp kurmuyoruz ve “ne olur izin verin” diye yalvarmıyoruz. Önce yerel yönetime gidip görüşüyoruz, sonra muhtar ve sonra da sokakta yaşayan insanlarla görüşüp bilgi veriyoruz. Yine aynı işlemi yaptık. Fatih ilginç bir semt, her köşesinden  tarih fırlıyor ve bizler ne yazık ki değerini bilemiyoruz. Belediye benim için şaşırtıcı oldu, çok modern ve iyi çalışan bir sistem yapmışlar. Eğer birini tanımıyor ve randevunuz yoksa numaratörden numara alıp işleminizi yapıyor yada ilgili kişiye yönlendiriliyorsunuz. Ben randevulu olduğum için yaklaşık 5 dakika içinde işimi hallettim. Sonra sokağa gittim, tabii ki çok kolay bulamadım. Biz daha önce “Ayda bir gün” ü hep bildiğimiz sokaklarda yaptık. Sokaktan çarşaflı da, şortlu da geçiyor. Küçük bir sokak, bir inşaat yapılıyor, evler genelde çok eski ve tarihi eser. Sokak başında restarasyon çalışması başlamış bina, işgal zamanında Fransızların kullandığı bir mahkeme salonuymuş. Sokağıniki başında kahve var. Ben sokakta fotoğraf çekerken, kahvedekiler  sandalyelerini dışarı çıkıp, izlemeye başladı. Bu izleme işlemi hiçbir soru sormadan devam etti ve sonunda ben “bir çay ısmarlarsanız neden fotoğraf çektiğimi anlatayım “dedim. Tüm kahve eşrafı toplandı, içlerinden sadece iki kişi konuştu ve bilgi verdi, ağırlı Kosova göçmeni varmış, esnaf en az 20 yıldır... Devamı

Hayat kaç ile kaç arasındadır?

2012-03-27 01:33:38

Hayat 3,5 ile 4'ün arasındadır demiş Neyzen Tevfik.   4, 4 lük demek, yani muhteşem, herşey uygun, denk, harukulade ve diyebilecek hiçbirşey yok. 3,5 süper, bu gün kim kaybetmiş de kim bulmuş?  Buldun mu 3,5'u yürüyüp gideceksin, arkana bile bakmadan... Eğer hayatın derecesi bu iki sayı arasındaysa... Bu iki sayıyı bulabilmek için önce elindeki ile yetineceksin. Mesela çok sorgulamayacaksın, çok fazla düşünmeyeceksin, eline gelenin en iyisi olduğunu düşünüp keyfini çıkaracaksın. 3,5 - 4 lük bir hayat yakalamak için hayatı çok da ciddiye almayacaksın ama her zaman da hayatın ne kadar ciddi olduğunu düşüneceksin. Mesela hayat senin karşına bir anda harukulade birini çıkartırsa ve bu biri senin için ideal olsa detaya girmeyeceksin. Haticelerle vakit kaybetmeden, neticeye gideceksin. Sana söylediği ve anlattığı kadarını bilecek ve sonrasını öğrenmek istemeyeceksin. Eğer istersen 3,5-4 lük oran tehlikeye girer, sormayacaksın ve sorgulamayacaksın... Hayat sana ne verirse onunla yetinecek ve onun çerçevesinde yaşayacaksın. Ama bu hayat her zaman 3,5-4 arasında mıdır?  Herkes kendisine göre bir rakam belirleyemez mi?    Şu hayat ne garip değil mi? Gün içinde nasıl da farklı kılıklara bürünebiliyor. Herşey 4X4 lük giderken, bir anda tepe taklak olabiliyor. Sen öylece bakıp kalıyorsun, eee diyorsun 5 dakika önce böyle değildi ama. Fakat sonra hayat sana diyor ki, o beş dakika önceydi, şimdi ise 5 dakika geçti...  Bazen mahsun, bazen coşkulu, bazen arsız, bazen ürkek,bazen başarılı, bazen kazançlı,  bazen kararsız ve bazen de güvensiz... İşte hayat bazen beni böyle yapıyor. Ve genelde hayatın ve hayatın içindekilerin söyledikleri, bekle, sabı... Devamı

2 yıl önceden bir sızı...

2012-03-27 00:32:37

Bilader doğum günün kutlu olsun... İşte geldik gidiyoruz , hoşça kal kardeşim deniz Biraz çakılından aldık, biraz da masmavi tuzundan Sonsuzluğundan da biraz, ışığından da birazcık Birazcık da kederinden  bir şeyler anlattın bize Denizliğin kaderinden Biraz daha umutluyuz, biraz daha adam olduk İşte geldik gidiyoruz, hoşça kal kardeşim deniz Nazım Hikmet 4. yıl, 4. ayrı doğum günü. Epeydir yazmıyordum. Zaman geliyor, geçiyor, ben arkasından baka kalıyorum. Bak 4 yıl gitti bile. Zaman ile yarışıp, zamana yenilen tipik bir Yeşim. Biraz buralardan söz edersem, sen gittiğinden beri daha da çivisi çıktı dünyanın. Terör, kazalar, cinnet, ekonomik kriz, Ergenekon ve her gün daha da artan çözümsüz sorunlar. Erme hala oralarda, ne zaman gelir hiç bilmem. Ne yapabilirim? Hiç bir şey. Ne kötü değil mi? Olan olduktan sonra hiçbir şey yapamamak. Aynen sende olduğu gibi. Senin için de hiçbir şey yapamadım. Hala bekliyorum. Sıcaklar bence 96 dereceye yaklaştı, tamam biraz abartıyorum ama sen de burada olsaydın,  92 derece derdin. Dünyanın çivisini el birliği ile çıkardık. Herkes aynı, seninkiler çocuk büyütüyor. Arada Turna’larla görüşüyorum. İsmail, sürekli arıyor, çok şeker, kızı da çok cici oldu. Yaz başından beri Meltem’le buluşacağız, dilerim yaz bitmeden yaparız. Mine tabii ki burada. Yaman çok büyüdü, tatil nedeni ile Erdek’te, saçı sakalı uzadı, henüz kestirmeyi başaramadık ama umutluyum. Bana geçenlerde “Suat burada olsaydı, benim için çok iyi olurdu değil mi?” dedi. Ne iyi olurdu, ne büyük bir yük alırdın omzumdan. Bazen çok yüküm varmış gibi geliyor. Ş&oum... Devamı

Bir Balckberry Tamiri ve SEBAT Testi Sonucu

2011-11-28 13:32:00

Blackberry telefonum oğlumun nazik kullanması sonucunda bozuldu. Tabii ona yeni telefon alındı ve ben de blackberry’i yaptırayım ve kullanayım, teknolojiye uyum sağlayayım dedim. Türkcell Tim’e gittim Bostancı’dakine, çok şeker çocuklar çalışıyor orada, telefonumu aldılar, bir form verdiler ve garanti kapsamı içindeymiş, eğer ekstra bir bedel çıkarsa size sms ya da telefon gelecek ve bedel için onayınız alınacak dediler. Süper, kolay bir işlem ve internetten takip için de bir numara verdiler  IMEI 352479043244847-9700 . Bu işlemi yaptığım tarih 11.10.2011, yani Van depremi olmamış, Cumhuriyet Bayramı kutlamaları iptal edilmemiş ve Atatürk henüz 10 Kasım da anılmamış… Bana Bostancı Turkcell dedi ki, hafta sonuna kadar olur ama belki 10 günü bulabilir. Bana göre 15 gün de olabilir. Çünkü ben henüz maillerine telefondan bakan bir ekip içinde yer almıyorum. Sadece o ekibe girmek için telefonun tamirini bekliyorum. Aradan 15 gün geçti, hala bir sms ya da telefon yok. Ben yine Turkcell Bostancı’ya gittim. “Aslında Aylin’den KVK hikayesini biliyorum. Yaklaşık 45 günlük periyotlar içinde, ısrarlı bir şekilde 1 yıl telefonunu tamir ettirdi. Her 45 günde telefonu yine bozuldu ve yine tamire götürdü, en sonunda 1 yılı tamamlayarak yeni telefonu KVK’dan aldı. Biz de ona bir plaket hazırladık, “istikrarlı, kararlı ve telefonunu tamire götüren tüketici” ödülünü aramızda verdik. Ama yeni telefon da bozuldu… “ Ben rahatım 1 yıl beklemeyeceğim nasıl olsa dedim. Evet bir yıl beklemem gerekmiyormuş ama belirli özelliklerimin olması gerekiyormuş. IMEI numarası ile girdiğim formada arıza bakılıyor diye gözükürken, benim 106 TL. ödeme yapmam gerekiyormuş. Bunun içind... Devamı

Tüketim toplumunun önemli günü…

2011-08-20 00:53:00

14 şubat sevgililer günü, Tüketim toplumunun en önemli günlerinden biri. Geçen gün televizyonda bir haber vardı, Özel günler içinde en az alışveriş yapılan gün hangisi biliyor musunuz diye sordular. Ben tabii babalar günü yada sevgililer günü dedim. Ama yanılmışım “anneler günü”ymüş. En fazla tüketimin olduğu gün de “sevgililer günüymüş”. Çok basit olarak düşünürsek, ilk aklımız başımıza geldiği andan itibaren unutmadığımız ve bizim için en önemli insanı mecazı olarak da anmak için kutladığımız anneler günü. En az 15 li yaşlarda aklımızın erdiği ve “eğer varsa!” Anımsamak istediğimiz bir gün sevgililer günü. Sevgililer Günü, her yılın 14 Şubat günü birçok ülkede kutlanan özel gün. Kökeni, Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanan bu gün, Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır. Bu sebeple bazı toplumlarda "Aziz Valentin Günü" olarak bilinir. Valentine kelimesi, Batı medeniyetlerinde hoşlanılan kişi veya sevgili anlamlarında da kullanılır. (Kaynak www.wikipedi.org)  Sevgiler Günü’nün başlangıç tarihi ise eski Roma İmparatorluğu zamanına uzanıyor. Eski Roma’da 14 Şubat günü Roma tanrı ve tanrıçalarının kraliçesi olan Juno’ya duyulan saygıdan ötürü tatil yapılırdı. Juno ayrıca Roma halkı tarafından kadınlık ve evlilik tanrıçası olarak da biliniyordu. Bu günü takip eden 15 Şubat gününde ise Lupercalia Bayramı başlıyordu. Bayramda, yaşantıları kesin kurullar ile sınırlandırılmış olan gençler sadece bu bayram süresince  birbirlerinin partneri oluyorlardı. Hangi gen&... Devamı

Zemingül 26 yaşındaydı. Ardahanlı bir ailenin 11 çocuğundan biri

2011-08-20 00:44:00

15 yaşında gelmişti İstanbul’a çalışmak için. Dışarıdan liseyi bitirmiş ve hep çalışmıştı. Ablasının yanında kalıyordu. Babasına destek oluyordu çalışarak. Baba Ardahan’ın köyünde yaşıyor, 6 çocuğu ile beraber. 4 tane büyükbaş hayvanı var, tüm geliri bundan ibaret.  1.5 yıl önce nişanlanmıştı Zemingül, 2 ay kalmıştı düğüne. Eşyalarını almış evine taşımak için gün sayıyordu. Nişanlısının işi iyiydi, çok da iyi anlaşıyorlardı. İlk kez kendi evi ve eşyaları olacaktı Zemingül’ün. Her sabah olduğu gibi ablasının Kozyatağı’ndaki evinden çıktı, otobüse bindi ve Levent’te indi. Saat 07.40 civarıydı, Levent Metrocity önündeki otobüs durağından karşıya geçmesi gerekiyordu. Yaya geçidini kullanmadı, uzatmadı yolunu. Araç gözükmüyordu, koşarak geçmeye çalıştı ama orta şeritte bir araba hızla çarptı Zemingül’e. 30 metre sürüklendikten sonra Halk Otobüsünün altında cansız bedeni yatıyordu Zemingül’ün. 22 Aralık 2009 saat sabah 07.40 civarı İstanbul Levent’te ölümlü trafik kazası olarak kayıtlara geçti Zemingül. Zemingül artık yoktu. 26 yıllık kısacık ve zorluklarla dolu bir hayat tüm umutlarıyla yok olmuştu. Düğün, dernek, yeni evi, eşyaları, gelinliği, hayalleri hepsi Zemingül ile birlikte gitti. Nişanlısı buldu beni, dün davaları vardı. Sürücü tutukluydu ve görülmeyecek bir hızda dava açılmıştı. İlk duruşmada sanığın tutuksuz yargılanmasına karar verildi. Zemingül’ün ailesi cezasını alsın diyor ama alacak mı acaba? Karşı taraf anlaşmak ve suçlamayı geri aldırmak için fırsat kolluyor. Bir can gidiyor ve dava dosyasına sadece isim olarak giriyor. Bilir... Devamı

Mesela bir kadın...

2011-04-30 11:18:00

Mesela bir gün bir kadın, biri ile tanışsa, Bir arkadaşı vasıtasıyla, Ve bu arkadaşı, tanıştırdığı adam hakkında çok iyi referans verse, Kadın ne yapsın?   Adam gelse, hiç de  fena olmasa ve iyi sohbet etse. Referansın da olumlu olduğu sürekli  düşünülmez mi? Ve adam kadını eve bırakayım dese. Aynı obsesyonların adam da olduğunu öğrense, Çok da şeker bir muhabbet olsa, Ertesi sabah arayıp günaydın dese, Kadın ne yapsın?   Bu arada, kadının çok iyi başka bir arkadaşı da bu adam için “süpermiş” dese, Kaçırma, çok düzgünmüş dese, Bu kadın kaçırır mı? Adam kadını evine çağırsa ve gözüne mil çekse, Lokumları kürdanla servis yapsa, Süper bir yemek ve sohbet olsa Taş mı bu kadın ne yapsın?   Sonra adam ortadan kaybolsa, Kadın beklese, Ve çok iyi arkadaşı dese ki, “yanlış referans adam çok fena” “bir işe yaramaz”, Kadın ne yapar?   Sonra 2 hafta sonra adam gelse “ışığın yanıyormuş geldim” dese, Konuşsa, anlatsa ve çok şeker olsa Kadın her ne kadar kızgın da olsa yumuşamaz mı?   Sonra şaraplar ve çiçeklerle gelse, Çok güzel iltifatlar etse, Güzel yemekler olsa, Sohbet buna eşlik etse ve havada da çeken bir elektrik olsa Kadın ne yapmalı?   Sonra düzenli olarak aramaya başlasa, Arasa ve sorsa Kadının ayakları yerden kesilse, Ve sonra birden adam yine ortadan kaybolsa Kadın ne yapar?   Kadın ayvayı yer… Golü de yemiş olur. Hamiş ve en son dip not Adam çok şekerse Adam kadın için süperse Kadının ruhuna el Fatiha Helva yerine kırmızı şarap lütfen… Kadın dükkanı kapatır ve salak gibi adamın bir gün arayacağını bekler…  ... Devamı

40 yaş üzeri, bekar ve hala düzgün bir ilişki arayan umutsuz sal

2011-04-30 11:13:00

Klasik bir hikayedir bu, kız kıza oturursun (kızların hepsi bekardır yada %10 evli ki o bile kalmadı) , erkeklerden konuşursun ve nasıl bir adam aradığını anlatırsın. Genel olarak herkesin isteği aynıdır.”Artık bu saatten sonra evlenmek yada beraber yaşamak istemiyorum, onun bir evi olsun benim de var zaten, iyi bir arkadaşlık yapalım ve hiçbir beklenti olmadan zamanı paylaşalım yeter (bu kesinlikle sahtekar bir ifadedir, beklenir, öncelikli evlilik beklenir ve sonuna kadar da beklenir…) . Düzgün bir adam olsun, bu saatten sonra yakışıklı olması gerekmez, eh işi gücü ve biraz da parası olsun, komik olsun, benim için ben düşünmeden bir şeyler yapsın (işte en tehlikeli cümle budur, bunu diyen ayvayı yemiştir.) , biraz da benim yerime düşünsün vs, vs, vs… Buraya kadar herşey sohbet sırasında düzgün. Çünkü kız kızasın, etrafta öküz sınıfından bir karşı cins er kişi yok. Sohbet seviyeli, istekler ortak ve ne yazık ki salak beklentiler de ortak. Sonra bir gün bu kızlardan birisine çok eski bir arkadaşı, iyi bir arkadaşını tanıştırmayı teklif eder. Çok eski ve iyi bir arkadaşının arkadaşı, telefonda anlatılan kağıt üzeri bilgileri iyi, en kötü olasılıkla iyi bir yemek yenir ve hiçbir şey olmaz sadece tanışılır, arkadaş olunur. Arkadaşını epeydir görmemişsin çok da iyi olur dersin. İşte bundan sonra ibret hikayesi başlar… Az sonraaaaa Tanışırsın, kalabalıktır, arada sohbet edersin. Kağıt üzeri bilgiler öküz cinsinden er kişi üzerine oturmuştur. Senin arkadaşların da sana der ki, bulduğun kusurlar ile ilgili “bu yaştan sonra belanı mı arıyorsun?” Eh doğru, yaş artık eskiden yaşlı teyze dediğimiz komşuların kıvamına gelmiş, 4, 4 lük ama yan yana koyunca 44 . ne kadar minyon yada zayıf da olsan bu yaşın bir yaşanmış yılları ve onların da izleri var.... Devamı

Merhaba...

2011-04-30 11:11:00

Yanan sönen ışıklar. Yılbaşı çamları. Süslenmiş sokaklar. Hediye paketleri.  Eskiden aralık ayını çok severdim. Çocuktum o zamanlar. Yeni bir yıla girmeye çok az kalmıştı. Yeni yıldan  bir sürü  beklentim vardı. Yapmak istediklerim, hayallerim, beklentilerim, dileklerim…  İlk yılbaşı ağacımı dayım getirmişti.  İlkokuldaydım,  ne kadar  önemliydi o ağaç benim için. O ağaca astığım her süs, bir dileğimin sembolüydü. Kimisi oldu, kimisi kaldı, herkes gibi. Çok fazla şey bekliyordum hayattan, hala da bir şeyler bekliyorum. Sadece nelerin  olamayacağını biliyorum.  Bu nedenle artık çok fazla isteğim olmuyor.   20 ler, 30 lar ve 40 lar. Her yaş farklı ve her yaş güzel. Hani her zaman sorulan bir klasik soru vardır ya. Kadın hangi yaşında güzeldir. Yanıt, her yaşında… Küçükken annem çok güzeldi hala da güzel.  Anneannem ve babaannem çok güzel kadınlardı. 13 aylık Çağla’da çok güzel. Güzellik bakışla ilgilidir. Paolla Cohello’nun “Kazanan Yanlızdır” kitabında bir cümlesi “Ayna mükemmel yansıtır. Hata yapmaz. Çünkü düşünmez. Düşünmek hata yaptırır.” Diyordu. Evet her  ayna mükemmel yansıtır, nasıl görünüyorsa. Duyguları  ve yaşanmışlıkları hesaplamadan olduğu gibi.   Ama bizlerin duyguları ve düşünceleri var. İnsanın güzelliği duyguları, düşünceleri ve yaşadıklarıyla oluşur. Güzellik bütün bunların birleşmesi ile kalıcı olur. Hayatın önümüze çıkardığı yollar güzelliğin oluşmasını sağlar. Hayat hepimize olduğu gibi benim de karşıma birçok yol çıkardı. Yol bazen düzgün, bazen de bozuktu, bazı yollar da çıkmazd... Devamı